Bugün böyleyim.

Biz unutmaya çok meyilliyiz.

Yüzeysel hayat çok yoğun çekiyor bizi içine.

Çok ama çok derin bir çelişki var ki; o da yüzeysel hayatla çok şey yapmanın aynı şey olması. Derin şeylerin ise sakinlikten, odaklanmaktan, boşluktan doğuyor olması. Kalabalıkların içinde, kalabalık şeylerle, rüyada gibi yaşanan günler… Dokunmadan dokunmak, tatmadan yemek, basmadan yürümek hatta koşmak tam da bu yüzeysel hayatta çok fazla şey yaparken aslında hiçbir şey yapmamanın namına yakışıyor.

Rahatsız ediyor beni bunlar. Stres beni rahatsız ediyor. Stresli insanlar görünce üzülüyorum.

Ben de insanım ben de stres oluyorum zaman zaman. Burada stresli olduğunun bilincinde olmak önemli oluyor aslında. İnsanlar zorlandıkları her şeyi sonra halletmek üzere bilinçaltından aşağıya itmeye meyilliler. Zor bir durumla oturmak zor geliyor bize. Ama ancak oturabildiğimizde sihirli kutu açılıyor. Bedenimizde ve bilinçaltımızda çözülmeyi bekleyen ve her fırsatta yüzeye gelen milyon tane kayıtlı vaka olması kaçınılmaz oluyor bu durumda. Sonraya bırakma. Şimdi yüzleş ki, bilinçsiz ve ağır bir duygu/düşünce yumağı yuva yapmasın içinde. Sonraki ilk fırsatta beslenmek için köşesinde uykuya çekilmesin. Bügun ne olursa olsun, gece yatağında güvende olacaksın.

Bu fiziksel dünyada her şeyin güvenilmez ve çürük olduğunu anlamak beni üzmüyor. Bana güç veriyor. Her şey geçecek. Biz de geçiyoruz. Geçerken takıntılarla, stresle, acılarla geçmeyelim. Hafif adımlarla geçelim istiyorum. Dünyada geçici olarak – kalıcı şeyler – bırakmadan geçelim. Zarar vermeden, incitmeden, daha fazlası için stresle belimizi bükmeden.

Bazen kim olduğumuzu hatırlasak, yüzümüzü güneşe, bulutlara dönsek bile stresimiz hemen azalmayabilir. Ağır, mutsuz, keyifsiz hissedebiliriz. İşte o zaman hatırlamaya ihtiyacımız var. Her türlü duyguyu hissedebilirim. Duyguların gelmesine, gitmesine izin var. Kocaman bir tuval gibi hayatım; canlı renkler, griler siyahlar hepsi iç içe geçip kaynaşarak tabloyu eşsiz ve bana özgü kılıyor. Güzelleştiriyor. İyilikten gelen güzelliğe kapımın sonsuza kadar açık olduğu kadar kötülükten gelen güzelliğe de kapım açık. Yoksa nasıl değişirdim, nasıl öğrenirdim? İleriye doğru farklı seçimler nasıl yapabilirdim? Cesaret neymiş nasıl bilebilirdim? Olumlu her şeydeki hediyeyi takdir ediyorum, şükrediyorum. Olumsuzdaki hediyeyi de aynı şekilde bonusuyla birlikte kabul ediyorum. Direnmek, savaşmak yok. Kabul ve şefkat var.

Herkese iyi haftasonları 🙂

Photo by Karolina Grabowska on Pexels.com

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s