Evim evim güzel evim

Meditasyonu günlük hayatın bir parçası haline getirince, vücuduyla barışıyor insan.

Barışmaktan kastım kilolarla, zayıflıkla, kusurlarla barışmak değil. Böyle sıkıntılar varsa meditasyon bunları da aşmaya yardımcı oluyor evet, ama benim anlatmak istediğim başka.

Meditasyona oturunca dik omurgam, yumuşak oturuşum, bacaklarım, kollarım hepsini tek tek hissediyorum. Meditasyona başlamadan önce kolu bacağı olduğunu unutanlardandım ben. Şimdi vücudumun hislerine açık farkındalığımın hediyelerini sevinçle kabul ediyorum.

Meditasyona oturunca farkındalık önce nefeslerime sonra bedenime geliyor. Bu da, önce nefeslerimin derinleşmesine ardından da vücudumun, kaslarımın gevşemesine; yerçekiminin tüm karışıklıkların içinden geçmesine izin veriyor.

Bir yaprak nehrin üstünde akıntıyla nasıl huzurla akarsa ben de derin gevşemenin şifasını her nefeste içime öyle çekiyorum. Aşmakta zorlandığınız bir konuyu düşünürken vücudunuzda belli yerler sıkışır. Belki yanar, huzursuz hisseder. İşte böyle zamanlarda vücudu anlamak ve dinlemek önemli. Çünkü sadece vücudunuzu, o bölgelerdeki gerginliği rahatlatmak ve nefeslerle desteklemek bile konunun artık gözünüze daha farklı görünmesini sağlayabilir. Fakat şunu söylemeliyim ki bu güzellikler, tekrarla ve pratikle geliyor. Diğer her şey gibi. Neyi beslerseniz o büyür. Ben meditasyona oturdukça, gün içinde kendimi hep an’a geri döndürdükçe, kendimi ve diğer şeyleri affettikçe, vücudumu günlük tarayıp gevşettikçe o da bana zor zamanlarımda karanlık yerlere düşmemem için güçlü bir el uzatıyor. Pencereden bakıp gökyüzünü görüyorum; kürek kemiklerim, göğüs kafesim gevşiyor. Bastığım zemini, omurgamı hissediyorum. Anda, evimde taze nefesler çekiyorum içime.

Sokakta yürürken çiçekler, güzel ağaçlar, kuşlar; bunlar bir alarm gibi oldu artık benim için. Doğa, komut gönderiyor: Bilinçli derin bir nefes al ve gevşe. Bu kulağa çok basit, işe yaramaz ve çok anlık gibi gelse de, özellikle zor zamanlarınızda sizi an’a, evinize, bilge kalbinize bağlıyor. Yani; korkuyla, kaygıyla, öfkeyle, tepkiyle değil; daha zeki, daha bilge iç sesimizi duyabileceğimiz, en güzelini seçebileceğimiz bir yerden devam ediyoruz. Otomatik pilotu kapatıyoruz. Yüzeyde kaygı, derinde huzur hissediyoruz.

Vücudumuz, bizim evimiz. Ruhumuza, zihnimize hemen cevap veren, içimizde yükselen her şeyi dinleyen ve kendini ona göre düzenleyen, hayatın içinde sevdiğimiz her yere ve her şeye bizi taşıyan tek araç. Onu dinlemeye, anlamaya, iyi bakmaya gönüllü olursak, zihnimize ve ruhumuza açılan kapılar da dahil kendi mucizesiyle ve bilgeliğiyle bizi sarıp sarmalayacak.

Fazla yiyerek onu yormazsak, besin değeri olmayan, bizi hasta eden her şeyden uzak durmaya niyet edersek ve buna göre davranırsak ne olur sizce? Fazla kiloların getireceği kilo problemlerinden kurtulmanın yanında, atik, algılayan, sinyal gönderen, bizimle iletişime geçip bizi yönlendiren bir bedene sahip olacağız.

Kocaman bir hamburgeri ya da pizzayı yanında patates ve kolayla yedikten hemen sonra kendimizi nasıl hissederiz? Ağır, uykulu, yavaşlamış, uyuşmuş… Birden zıplayan kan şekerimiz 2 saate düşer ve biz yine aç hissederiz. Yine benzer şeylere saldırıp vücudu yorarsak atik olamayız. Peki bir havuç yedikten sonra nasıl hissederiz? Tok? Hafif? Sağlıklı bir zihin ve sağlıklı bir beden birbirinden ayrılamaz.

Her ne kadar muhteşem bir öz, sonsuz bir ruh taşısak da beden elbisesi giyen ölümlüleriz. Maddesel bir dünyada, maddesel bir gerçeklikte yaşıyoruz. Ve sahip olduğumuz maddesel gerçeklikleri anlamak, eğitmek öze ulaşmak için sihirli bir anahtar gibi.

Meditasyona başlamak bedenimi tanımamı, iyilik haline ulaşmamı ve devam ettirmemi sağlayacak faktörleri keşfetmemi, ruh – beden – zihin harmonisinin en önemli önceliklerden biri olduğunu anlamamı sağladı. Bir insan önce kendini düzeltmeli. Ruhsal ve bedensel olarak iyi olursak, diğerlerine de yardım edebiliriz. Önce kendimizi düzeltirsek, kollektif bilince katkı sağlayabiliriz.

Bugünden itibaren tükettiğimiz şeyleri farkındalıkla seçelim mi? Hem yiyeceklerimizi hem de görsel tüketimimizi bir sorgulayalım bugün. Ne yiyoruz, ne içiyoruz? Kimi takip ediyoruz, her gün ne görüyoruz? Hangi düşüncelere maruz kalıp bunları bilinçaltımıza itiyoruz? İyilik adım adım… Temizlik de öyle…

Herkese sağlıklı mutlu günler ❤️

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s