Uncategorized

Derin Ben

2012’de saçlarım kızıl kahveydi. Üniversitedeydim. Birkaç yıl sonra kumral oldum, yurt dışında yaşamaya, çalışmaya başladım. Etrafımdaki insanlar hep değişti. Yediğim yemekler, şahit olduğum olaylar, mevsimlerin şiddeti, sesler, yüzler, yaşadığım evler değişti, çalıştığım iş değişti, sevdiğim sevmediğim mekanlar değişti, düşüncelerim, duygularım her gün değişti. 2012’den bu yana tüm hücrelerim değişti. (Her 7 yılda bir vücudumuzdaki hücrelerimizin tamamı kendini tamamen yeniliyor.)

7 yılda birçoğumuz için çok şey değişebilir. Her şey zıt kutuplara yön değiştirebilir. Zevklerimiz, kariyerimiz, hayata bakış açımız. Forma sahip her şey, akma – değişme, eskime ve hatta ölme eğiliminde. Vuku bulan olaylar, üzerimdeki kıyafet, önümdeki masa, düşüncelerim, bedenim, beş duyumla algıladığım her şey.

Yıllar boyunca – gün ben gün – ben formların oluşmasına, akmasına, değişmesine, hayatın akışına izin veren o geniş alandım.

Benim özüm, hep şimdi idi. Başka bir şey hiç olmadım.

Kendimi üniversiteli olmamla tanımlayamazdım, 4 yıl içinde sona erdi. Çalışmaya başladığım pozisyonla tanımlayamazdım 3 yıl sonra değişti. Yaşımla tanımlayamam, her yıl değişiyor. Sevdiğim, sevmediğim şeylerle tanımlayamam daha sık değişen bir şey görmedim. Dış görünüşümle tanımlasam? Hayır.

Aynı nehirde iki kez yıkanamazsın diye bir deyiş var. Hayat, hayatın kendisi kendisi her an değişim içinde.

Eğer ben kendimi gözlemlenmemiş zihin -ego- ile tanımlarsam, hayatımı onun kontrolünde yaşarsam hayat dirençler içinde, zorlukla akar. Konfor alanım dışındaki her şey intihardır. Kendimi tanımladığım şeylerin değişmesine nasıl izin verir ki ego? Kendini öldürmüş olmaz mı izin verirse? Zihin tanımadığı bilmediği hiç bir şeyi sevmez, istemez.

Peki ya ben kendimi formdan, zamandan, egodan bağımsız ve daha derindeki, değişmeyen (ölsem bile) parçamla tanımlayı seçersem? Sonsuz şimdi’de, hayatla akan, kendimi zihnin limitli yargılarından kurtarabildiğimde her şeye oluşması için alan tanıyan sonsuz ve her zaman tam parçamla?

Biz bir şey yaşadığımızda tam olarak iyi mi, kötü mü bilebilir miyiz? Çok kötü gibi görünebilir, ama büyük resme bakınca biraz zaman sonra tüm tablo değişebilir değil mi? Eğer egonun dürtülerinin farkında olmadan, beynimizde oynayan teybe dönüşürsek hayata direniriz. Akıntıya karşı yüzmeye çalışırız. Böyle hızla değişen şeyleri körü körüne savunmak, kendi geniş varlığımızı – özümüzü, bu değişken formlara indirgemek yerine akışa izin veren “şimdi” olabilseydik, ruhumuza dokunabilseydik, dışarıda aradığımız her şeyin zaten içimizde olduğunu, evimizin kendimizden başka bir yerde olmadığını hep hatırlayabilseydik nasıl olurdu?

Ben kimim sorusuna, geçmişten bir çöp almadan cevap verebiliyor muyuz? Geçmişi çıkardığımızda biz kimiz?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s