Meydan Okuma – 1

Neden hep ilerdeki bir anın şu andan daha önemli olduğuna inanırız? Düşünürüz demiyorum, düşünceden ziyade bir inanç bu. Çok kemikleşmiş, çok köklü bir inanç hemde.

Kendinize çay demlemek istediğinizi düşünün. Kaçımız çayı demlerken musluktan doldurduğumuz suyun sesini gerçekten duyar? Kaçımız demleme eyleminden de çayı içme eylemi kadar keyif alır?

Hatta şöyle sorayım; kaçımız o çayı içerken “gerçekten” keyif alır? Çaydan ilk yudumu alır almaz “çay içme” anı koşullandırılmış zihnimizde yakalanmış olur ve hemen saniyesinde bir sonraki hedef anı belirlemeye çalışırız. Çayı ezbere içeriz. Elimizdeki çayın sıcaklığı, kokusu, tadı artık dikkatimizden çoktan çıkmıştır. Bir sonraki önemli an için yaşamaya başlarız. Asla gerçekten orada, o anda tümüyle canlı olamayız. Beynimiz gelecekte veya geçmişte iken bedenimiz şu anda olamıyor ne yazık ki…

Benim de her gün pratik yapmaya çalıştığım bir nokta bu: O anda nerdeysem, ne yapıyorsam gerçekten orada olabilmek, o eylemi tüm farkındalığımla yapabilmek. Ve böylece bir stres kaynağından çok neşe kaynağı yaratmak. Beynimin daha doğrusu koşullandırılmış zihnimin anlattığı hikayelerin hipnozundan çıkmak, olduğum yere, hissettiğim duygulara taze gözlerle ve açık bir kalple tanık olabilmek…

Kendimi zihnimin hikayelerinde boğulurken yakaladığımda, hemen ana gelmek için derin bir nefes alırım ve sanki incecik bir perde varmış da onu kaldırmışım gibi, uykudan uyanmışım gibi hissederim. Size de böyle oluyor mu?

O zaman hem size hem de kendime 7 günlük bir meydan okuma başlatıyorum. Ne zaman kendimizi kafamızın içinde şikayet ederken, kendimizi haklı çıkarmaya çalışırken, suçlarken, üzülürken ya da bir sonraki anı beklerken bulursak hemen “an”a geri gelip 1 kez derin ve bilinçli bir nefes alıyoruz ve kafamızdaki döngüyü kırıyoruz. Tabii ki 2 – 3 ya da daha fazla bilinçli nefes çok daha fazla işe yarar. Bunu gün içinde ne kadar fazla yapabilirsek beynimiz nöroplastisite geliştirip yeni nöron ağları örmeye ve kendimizi dalıp gittiğimiz yerlerden çok daha kolay geri getirmeyi öğrenmeye başlar.

Bu çok tekrar isteyen bir pratik. Ama biraz önem verirseniz gün içinde ne kadar başka bir zaman diliminde yaşadığınıza hayret edeceksiniz.

Değişim fark etmekle başlar ve çok zor gelse de değişimin getirdiği hediyeler o zamana kadar aldıklarımızın en iyisidir.

Sahip olduğumuz tek gerçek an, bu an.